Bir varmis bir yokmus. Uzak ulkelerin birinde bir Pamuk Prenses yasarmis. Ne var ki bu Pamuk Prenses, Yedi Cucesi olmayan bir Pamuk Prenses'mis. Bu yuzden hayatta en buyuk emeli Yedi Cuceye sahip olmakmis. Sabah aksam penceresinin kiyisina oturur, kendine yedi cuce vermesi icin tanriya yakarir, gunun birinde cikagelecek yedi cucenin yolunu gozlermis. Kapisinda Beyaz Atli Sehzadelerin bni bir paraymis; Prenslerin biri gidip, biri geliyormus ama neye yarar? Yedi Cucesi yokmus. Prenslerin, Sehzadelerin hepsi de en buyuk vaatlerde bulunuyorlarmis kendisine, yalvarip yakariyormlarmis ama, o bunlarin hicbirini istemiyor, bu erken ziyaretcilerin hepsine burun kiviriyormus. "Once Yedi Cucem olsun, ben onlarla kucuk bir kulubede yasayayim. Evlerini supureyim, yerlerini sileyim, camasirlarini bulasIklarini yikayayim; sonra cadi kadin gelsin beni yerden yere calsin, siz ondan sonra gelip beni kurtarin; simdi gelmissiniz ne cikar?" diyormus. Sehzadeler, Prensler yuzgeri donuyorlarmis Pamuk Prenses'in kapisindan. Uveyannesi ise cok uzuluyormus bu ise. Ama onun da elinden bir sey gelmiyormus. Bir turlu Pamuk Prenses'e soz dinletemiyormus. Tabii Pamuk Prenses'in bir de uveyannesi varmis. Cunku o ulkede herkesin bir uvey annesi varmis. Butun genc kizlar uveyannelerini "fena kalpli" zannederlermis. Oysa Pamuk Prenses beklemekten bikmamis, usanmamis. O pencerenin kiyisinda solmus durmus. Yoldan her gecen kadinin sepetini "Acaba elma var mi, yok mu?" diye karistiriyormus. Her yasli kadini elmaci kadin sanmaktan, her sepette zehirli elma aramaktan kendine de gina gelmis. "N'olur uveyanneme soyle beni ormana gondertsin, boynumu kestirtin, avci bana acisin, bir tavsanin kanini sursun bir beze.. olumu op ayna aynen bunlari soyle uveyanneme." Gel zaman git zaman bunlarin hicbiri olmamis. Pamuk Prenses kendine yedi cuce bulamamis. Umutlari eskidikce guclenmis, icine kok salmis. Yillar haince gecmis, yaslanmaya yuz tutmus, geckin bir kiz olmus. Yedi cucelerden umudu Bu pamuk Prenses bu yuzden hicbir masala girememis. Kendinin bir masali olmamis. Gun gelmis iyice yaslanmis, cirkin bir kizkurusu olmus. Yasaminin da kendisi gibi iyice kurudugunu gormis. Saskinliklar icinde korkulara, kuskulara Onca yol tepmis, onca dag tepe dolasmis. Oysa hicbir Pamuk Prenses'li pencere onu cagirmamis, her kulubeden, her kapidan geri donmus. Elmalari sepetinde kendi zehiriyle curuyup kalmis. Disleri dokulmus, burnu uzamis, kamburu cikmisti. Artik ayaklari tutmaz olmus, siyatikleri azmis, romatizmadan her yani sizim sizim sizliyordu. Gozleri iyi secmiyor, kulaklari iyi duymuyor, beli tutmuyordu. Ama O, buyuk bir inat ve israrla dag, tas, orman geziyor, elmasindan isirtacagi bir Pamuk Sonunda zamanin her seyi degistirdigine karar verip, butun dunyaya kustu. Kosesine cekildi. Yoksulluklar, sIkintilar icerisinde kirgin, kuskun gunler gecirdi. Artik kimsenin ideallere hurmeti kalmamisti. Bunu anlamisti. Pamuk Prenses ise kendini idealleri ugruna feda etti. Olurken kendini -eksik de olsa- bir kahraman gibi hissediyordu. Bir masali bir basina yasamaya Ve Pamuk Prenses doksan yasindayken oldu. Oldugunde butun ulke ayaga ayaga kalkti. Ulusal yas ilan edildi. Bayraklar yariya dek indirildi. Cok buyuk, gorkemli bir cenaze toreni yapildi. Yurdun dortbir yanindan, yediden yetmise herkes bu torene katildi. Butun halk, Pamuk Cenaze toreninden Pamuk Prenses'in tabutunu Yedi Cuce tasidi. Daha sonra bu Yedi Cuce, Pamuk Prenses'in mezarina kapanip "Bizi birakip da nerelere gittin?" diye uzun uzun agladilar. Torene ailevi nedenlerden oturu katilamayan Beyaz Atli Sehzadeler, Prensler kutlama telgraflari yollamakla yetindiler. M.M.
Â
|
Contact Me ![]() | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||